
Hayaller yarattım ama sadece senin ve benim için değil, herkes için, yaşanılabilir bir dünya için, yarınlarım ve yarınlarımız için.
Bir kere olsun çok çok bencil olup bu evrenin gerçekten sadece bizim için var olduğunu düşledim. Öyleyse dedim bu evrenin küçücük bir parçası olan dünya da haddini bilmeli ve bize direnmek yerine bize hizmet etmeli. Bir kere olsun bu tabiat yolumuza taş koymak yerine bize destek olmalı. ( Tabi yine tüm bencilliğimle aslında bizim kendi ellerimizle hazıladığımız sonu, lağım çukuruna çevirdiğimiz dünyanın üstüne yıkmakta hiç bir çekince duymuyorum. )
Bu bencilce ve sadece hayal dünyamın getirdiği özgürlüklerle farklı şeyler düşünüyorum. Başarısızlıklarıma ve başarısızlıklarımıza kılıflar uyduruyorum. Aslında çokta mantık dışı değil savunduğum gerekçeler. Mesela, her gün her birimiz boyumuzdan büyük olduğunu düşündüğümüz işlerin altına girip sırf bu olumsuz düşüncelerimiz yüzünden boyumuzdan büyük olduğunu sandığımız işlerin altında eziliyoruz. Burda ezilen, yok olan sadece fiziksel yapımız olmuyor maalesef. Tüm bu başarısızlıklar, umutsuzluklar, gerçekleşmeyen hayaller çürükçül canlılar gibi ruhumuzu, benliğimizi ve kişiliğimizi ayrıştırıyorlar bizden. Sonra milyonlarca güvensiz, kişiliği bozuk, şizofren insanlar hediye ediyoruz bu lağım çukuruna dönmüş hastalıklı dünyaya.
Yaptıklarımıza, kazanç sağlamak için bulunduğumuz girişimlere karşı sağlam durup bize destek olamayan evren yine haval kirliliği, küresel ısınma gibi felaketlerle ya da doğal afetlerle yine bize köstek olmayı başarıyor. oysaki bizler milyonlarca dolar kazanmamızı sağlayacak insan üstü zekalarımızı kullanarak hayatımızıda kolaylaştırmak amacıyla yeni üretimlerde bulunuyoruz. Bunun sonucunda milyar dolarlar bile harcasak temizleyemeyeciğimiz bir hava kirliliğine sebep oluyorsak bu suç bizim değil olsa olsa kendini korumaktan aciz olan evrenin suçudur. Tabi bu hava kirliliğinin getirdiği yüzyılın hastalığı olan kanserin hala daha tedavisi tam olarak bulunamamış ve gün geçtikçe bir farenin doğurganlığına sahip türleriyle insanlarımızı ele geçirmiş olması da bizim suçumuz değil. Milyonlarca dolar kazanmak için yaptığımız girişimle milyarlarca dolar harcasak bile temizleyemeyeceğimiz bir hava yaratıp, bu kirliliğin sebebi olan hastalıkların tedavisini bulmak için trilyonlarca dolarlık araştırmalar yapıyoruz. Sanırım bu durumu bir kelimeyle anlatmamı isteseler ironik kelimesini seçerdim.
Bizler (hayal gücümün ve zekamın sınırlarını zorlayarak vardığım kanaata göre) gerçekten aç gözlü insanlarız. Kendi kesemizi doldurmak adına kime ne olacağına, hareketlerimizin kimleri etkileyeceğine önem dahi vermiyoruz, kendimizden başkasını umursamıyoruz. Ama tabi bu görüşü kendimize saklamak adına yardım derneklere üye olup kendi ellerimizle hastalıklarına sebep olduğumuz insanlara göstermelik yardımlarda bulunuyoruz. onların o göstermelik yardımlarına okadar muhtacızki bizi onların bu hale getirdiğini bile bile, biz güçten düştükçe onların güçlendiğini göre göre bu göstermelik yardımlara sevinç gözyaşları döküp onlara minnet duyuyoruz. Onlarda bu minnet duygusunun verdiği onurla varolup varolmadığından emin olmadığım suçluluk duygularını bastırıp iyi bir insan olduklarının inancıyla ortalıkta gururla geziniyorlar.
Dünya gerçekten bu kadar berbat bir yer mi ?
Eğer gerçekten öyleyse üzgünüm yarınlarım ve yarınlarımız için...
Çünkü ne benim bu engin hayal gücüm ne de başkasının zekası bu gidişe dur diyemez ve artık çivisi çıkmış dünyanın yaralarını sarıp hastalıklarına çare bulamaz.
Artık hayallere bile rahat yok.
Unutmadan, bunlar bizim suçumuz değil evren'in suçu.
0 yorum:
Yorum Gönder